İŞ HAYATINDA BİR ADIM ÖNDE OLMAK İÇİN 10 TAVSİYE

İŞ HAYATINDA BİR ADIM ÖNDE OLMAK İÇİN 10 TAVSİYE

Öncelikle bu Lojiblog’daki ilk yazım, hatta ilk blog yazım. Sizlerle buradan buluşmak benim için de oldukça keyifli ve heyecanlı… Paylaşımlarımda ise; akademik konular veya şu alanda başarılı olmak için şu üniversiteleri bitirmelisiniz, şu lisanları, programları bilmelisiniz şeklinde tavsiyeler olmayacak. Çünkü bazen kişisel tercihlerimizle o üniversiteyi bitiremiyoruz, bazen yeterince çalışmayıp orayı hak etmiyoruz, bazen de yeterince çalışıp hak etmemize rağmen yaşadığımız şansızlıklar peşimizi bırakmadığı için o üniversitelerde olamıyoruz. Yapamadıklarımızı tartışmak değil, var olan potansiyelimizi ortaya çıkarmak asıl amaçladığım…

Fakat öğrenci arkadaşlarımın üniversite hayatını nasıl değerlendirebileceğine ve iş hayatına bir adım önde başlayabilmelerine dair tavsiyelerimi buradan paylaşacağım. Çünkü yeni mezun arkadaşlarımız maalesef iş hayatında çok fazla kriter arandığından, şirketler ise adayların farkındalıklarının yeterli olmadığından şikayetçiler.
Gelelim bizleri farklı kılacak ve bir adım önde olmamızı sağlayacak 10 basit tavsiyeye.

1) Gülümseyin ve Gülümseyen İnsanlarla Vakit Geçirin: Gülümsemenin, pozitif iletişimin ilk kapısı olduğu gerçeğinden yola çıkarak gülümsemeden kurulan iletişimin; sabun köpüğünden farklı olmayan, gergin, ruhsuz bir iletişim olacağını unutmayın. Her bulunduğunuz ortama gülümseyerek girin. Karşınızdaki gülümsemenize karşılık vermese dahi yine gülümsemeye devam edin, asla pes etmeden. Bir süre sonra gülümsemenin bulaşıcı olacağına şahit olacaksınız çünkü. Bazılarının bağışıklığı kuvvetli olduğu için gülümseme virüsünü belki geç kapacaktır ama istikrarlı ve istekli olursanız emin olun ki O da gülümseme virüsünü sonunda muhakkak kapacaktır.

2) İşinizi Sevin: “İşinizi eğlenceye dönüştürün”. Hep duymuşuzdur bu tavsiyeyi fakat nasıl eğlenceye dönüşür ki bir iş? Kişiliğimize ve yetkinliğimize yönelik bir meslek edinmemişsek ve meslek değişimi için geç kalmışsak nasıl eğlenebiliriz ki? İşte burada kişinin kendi bakış açısına uygun çözüm tercihlerini yaratmasına ve uygulamaya geçmesine çıkıyor yolumuz. Sevmediğiniz veya gözünüzde büyüttüğünüz işi öne alın ve bazen de büyük işi küçük parçalara bölerek yapın örneğin. O işin o kadar korkunç olmayacağını göreceksiniz. Gözünüzde büyüttüğünüz o devasa işin başarılı şekilde sonuçlandırılması kendinize olan güveninizin artmasını ve dolaylı olarak işinizi yavaş yavaş hatta bazen hızlıca sevmenizi sağlayacaktır. Aksi taktirde korktuğunuz ve ertelediğiniz iş maalesef rüyalarınızda da sizi bırakmayacak ve sadece iş hayatınızı değil sosyal hayatınızı da mahvedecektir. Ya da kim bilir belki işiniz eğlencelidir ama korkularınızdan arınmadığınız için eğlenemiyorsunuzdur.

3) Doğru İletişim Kurun: Aynı yetkinliklere sahip iki kişiden her zaman iletişimi güçlü olanın değer gördüğü, çevresine de değer kattığı aşikardır. Hatta yetkinlikleri biraz altında olsa bile iletişimi başarılı olan yine de kazanmıştır. İşimizi iyi yapmamız zaten profesyonel hayatta olması gerekendir. Fakat yaptığımız işi doğru iletişimle sunmak iş hayatında asıl bizden beklenendir. Aksi takdirde kapılar yüzümüze kapanacak ve çevremizdekiler bizden selamı bile esirgiyor olacaktır. Doğru iletişimin bütün kapıları açtığını biliriz, fakat kötü iletişimin ise kapattığını görmek istemeyiz. Çoğu zaman da iletişim hatalarımızı görmezden gelir, empati yapmaz ve doğru iletişim için çabalamayız. Sorunlarımız vardır ama direkt iletişim kurmak yerine küsmeyi, kendimizi kapatmayı tercih ederiz. Böylelikle sorunlar kartopundan çığa dönüşür ve artık bu çığın altından kurtulamaz hale geliriz. Oysa konuşmayı denesek belki kendi hatalarımızı da görecek onları düzeltmeye çalışacağız. Böylelikle anlaşılmadığımızdan yakınmaz ve karşı tarafın da bizim anlaşılmaz insan olduğumuzu düşündüğü gerçeğini kolaylıkla değiştiririz. Özetle biraz çaba, biraz empati, biraz profesyonellik ile doğru iletişimin yaşanmaması imkansızdır.

4) Profesyonel Olmak İçin Çabalayın: Profesyonellik; yaptığımız işin hakkını vererek standartlara, değerlere uygun davranmaktır. Ya da başka bir ifadeyle sahip olduğumuz yetkinlikleri en iyi şekilde kullanarak en iyi sonuca ulaşmaktır. Profesyonellikte bireysel çıkarlar değil, genel çıkarlar vardır. İş ahlakına, profesyonelliğe uyumsuzluk durumunda ise bireysellik, bencillik söz konusu olur. Bu durumda ise “talepkâr”, “sevilmeyen”, ”iletişimden kaçınılan” kişi oluveririz; çıkardığımız iş oldukça mükemmel olsa bile…

5) Takım Çalışmasına İnanın ve Önyargılarınızdan Kurtulun: Çalışma arkadaşlarınızı rakip değil, takımınızın parçası olarak görün. Büyük başarılar ancak ve ancak iyi ekip çalışmasıyla gerçekleşebilir. Eğer bilim dünyasına katacağımız muhteşem bireysel buluşlarımız yoksa takım çalışmasına inanmak zorundayız. Çünkü mükemmel yetkinliklerimiz, eşsiz deneyimlerimiz, yüksek IQ ve EQ’muz olsa bile biyolojik bir yapı olduğumuz gerçeğini değiştiremeyiz. İş kapasitemiz arttıkça tek başımıza muhteşem işleri çıkarmak zorlaşacak ve yüksek iş standartlarımız düşecektir. Bu durum ise karşı taraf için maalesef genellikle başarımızın gerilediği anlamına gelecektir. Bu yüzden bilgiyi paylaşmak, işleri delege etmek ve takımın üyesi olmak zorundayız. İyi bir takım üyesi olmak ise, takım arkadaşlarımıza güvenmekten ve onlar hakkında önyargılarımızdan arınmaktan geçer. Eğer takım çalışmasına yatkın değilseniz, karşı tarafın düşündüğü performans düşüklüğünü kabul etmelisiniz; küsmeden, kırılmadan, kendimizi kapatmadan…

6) Eleştirilerinizin Yıkıcı Değil, Yapıcı Olsun: Eleştirilerinizde karşınızdakinin kişilik özelliklerine değil işe, probleme odaklanın. Aksi takdirde problemi çözemediğiniz gibi üzerine bir de yeni problemler eklemiş olursunuz.

7) İnsiyatif Almaktan Korkmayın : Çok klişe olacak belki ama ben “inisiyatif verilmez alınır” felsefesine mesleğe başladığım ilk andan beri çok inananlardanım. Hatta iş hayatıma başladığımda ilk yöneticimin bana ilettiği “bu kadar sabırsız olma ve kendini yıpratmadan işlerin verilmesini bekle, her gün bir şey öğrensen ayda 22 şey öğrenmiş olursun” söylemini asla unutmam. Fakat uzman yardımcısı arkadaşımın 5 yılın sonunda pek de 1.320 şey öğrenmiş hali yoktu. Çünkü elini, taşın altına maalesef hiç koymuyordu. Eli çok değerliydi çünkü ve elinin zarar görme ihtimallerine odaklanıyordu sadece. 5 yılın sonunda sürekli terfi etmediğinden bahsediyordu fakat insiyatif almadığının da farkında değildi. Terfiinin ve tecrübenin sadece kıdemle eşdeğer olacağına inanmıştı.

Abartmadığınız sürece elimizi taşın altına koymak çok keyifli bir durum aslında. Özellikle inisiyatif almayı felsefe edindiyseniz bazen vücudunuzu da büyük bir taşın altına koymak durumunda kalırsınız. Eğer o büyük taşın altından başarılıyla çıktıysanız, onun altında ezilmekten kendinizi kurtardıysanız işte o zaman siz büyüdüğünüzü hissedersiniz.

8) Yeniliğe Açık Olun: Sürekli yeniliğe karşı çıkıyorsak muhtemelen yerimizde saydığımızın da farkında değilizdir. Yenilikçilik katma değer yaratmak anlamına gelir. Aynı zamanda risk almak, risk alırken hata yapılmışsa bundan ders çıkarmak anlamına da gelir. Önemli olan hata yapmak değil, hatalardan ders alıp bir sonrakinde o hatanın yaşanmamasını sağlamaktır. Yenilikçi olmak için bahane değil, çözüm üretin. Ya da sadece muhalif olup öneri sunamıyorsanız muhalif de olmayın. En azından antipatik olmamış olursunuz…

9) Zamanı ve Stresi Yöneterek Karamsarlıktan Kurtulun: Stres, belirli bir noktaya kadar motive edici, harekete geçirici unsur olarak hayatımızda başarıyı tetikleyen ekenlerden biridir. Fakat yoğun olması durumunda ise; motivasyon bozukluğu, dikkat dağınıklığı, kaygıların oluşması/önlenememesi ve karamsarlık anlamına geliyor malesef. Zamanımızı doğru yönetmek, planlı olmak, notlar alarak takipçi olmak, sosyalleşmek ve hobilerimize zaman ayırmak ise; stresimizi azaltmak ve karamsar olmamak için etkili yöntemlerden sadece birkaçı…

10) Uygun Zaman ve Uygun Kaynakları Beklemeyin: Çünkü maalesef hiçbir zaman böyle bir ortam tam anlamıyla olmayacaktır. Kaynak eksikliğine/sorunlara değil; yaratıcılığa/çözümlere odaklanın. Fakat bu işi kötü yapmak anlamına da gelmiyor. Elinizdeki kaynaklarla en iyisine ulaşın. Asıl mesele; kıt kaynaklarla bir noktaya gelebilmek değil mi zaten? Ayrıca kıt kaynakların bazen lütuf olduğunu ve yaratıcılığı arttırdığını, özellikle ortaya çıkan birçok icadın kıt kaynaklar nedeniyle olduğunu unutmayın…

Derya TUNCER
ASSET GRUP – İNSAN KAYNAKLARI MÜDÜRÜ

21